Uyanıyorsunuz binlerce boşlukla dolusunuz.İşe yetişmeli,çocuklarınızın karnını doyurmalı,güzelce süslenmeli ve misler gibi kokmalısınız,ilgi çekmelisiniz,bugün en iyisi siz olmalısınız,en başarılı sizin çocuğunuz olmalı,güne o kadar güzel başlamalısınız ki yüzünüzü varolan bütün savaşlardan çekip tatlı tatlı konuşan televizyondaki kırmızı elbiseli seksi hatuna döndürmelisiniz. Ya da günün en beğenilen komik videosunu açıp katılarak gülmelisiniz dünyanın bir ucunda gözyaşlarıyla kuru ekmeğini ıslatıp onu çocuğuna yediren bir anneyi unutup.
Bugün yine bok püsür başladınız güne.Birazdan işe gidip para kazanacaksınız.Yolda ertesi güne katılacağınız yemekte ne giyeceğinizi tasarlayacaksınız,hangi marka kıyafet alırsanız daha fiyakalı görüneceğinizi düşüneceksiniz,yan komşunuzun güzel vücudu aklınıza gelecek yaz gelmeden bikinilerle hoş pozlar verebilmek için zayıflama planları yapacaksınız,sevgilinizin ya da eşinizin bu aralar neden sizden uzaklaştığını anlamaya çalışacaksınız.Kafanız boşlukla dopdolu olacak.Makyaj malzemeleri,büyük kol saatleri,lüks arabalar,leziz et yemekleri ,son model cep telefonları geçecek aklınızdan.
Bütün bunları düşünürken neleri kaçırdığınızı anlatayım size.Mutsuzsanız hakediyorsunuz sonuna kadar.Bekleyiniz nedenini açıklıyorum...
Aklınız o kadar doluydu ki baktığınızda çocukluğunuzun en saf ve heyecanlı anlarını hatırlatacak yeşil montlu çocuğun sekerek gidişini göremediniz,
içinizi iyilikle dolduracak teyzenin ellerindeki poşetleri alıp yardım ederken gençliğinizin değerini anlatacak olan bu yaşlanmış ve çok görüp geçirmiş insanı kaçırıverdiniz,
elinde flütle Down Sendromlu olmasına rağmen kendi iç savaşını açık seçik ortaya koymuş ve sağlığınızın ne kadar yerinde olduğunu hatırlatacak sokak sanatçısını gözden kaçırdınız,
El ele yürüyen çifti göremediniz.Kahretsin.Aşkı hatırlayacaktınız ve en önemlisi buydu.Zorlukların üstesinden gelmenizi sağlayacaktı oysaki aşk denilen şey.O bakışı görseydiniz ne için yaşadığınızı hatırlayacaktınız.
Çokça kalabalıkların arasında yürürken 2 dakkalığına sadece kendiniz için yaşamayı unutabilseydiniz görebilecektiniz. Hayat siyah beyaz olsaydı ne kadarda sıkıcı olurdu öyle değil mi . Ama siz renkleri atıverdiniz benliğinizden.Reddediyorsunuz farklılığı.Herkes gibi yaşayabilmek için mücadele ediyorsunuz adeta.
Mutsuzsanız işte bu yüzden.
Sokağa çıkın.Konuşun hiç tanımadığınız insanlarla.Bir kahve ısmarlayın hatta onlara.Farklı düşünmesini sevin . Gözlerinden öpün işte bi başkasının.Size karşılığında hiçbirşey veremeyecek olan bir başkasının acılarını dinleyin.Sayılardan sıyrılıp yapın bunu.Kaç yaşındasın demeyin,kaç çocuğun var demeyin,kaçıncı sınıfsın demeyin.Rasyonellikten sıyrılın.Sizi romantizme sürükleyeceğim. İnsanları sayılarla anlatamayacak kadar çok seveceksiniz çünkü !
![]() |
| Miron Zownir Berlin 1980 |

Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSilBunun için bize bir morfiyus gerekli.
YanıtlaSilRüyalar bilinçaltımızı yoklaamıza neden olmuyor mu oysaki? Ve bilinçaltı birşeyleri gerçekleştirebilmek için emir bekleyen bir asker gibi bize seslenmiyor mu?
YanıtlaSilArtık modern insanın bilinçaltından yansımaları da çok kapitalist. Bilinçdışı halimizde bile ya zengin olmak istiyoruz ya da güç sahibi. Romantizm, atmosfer dışına çekmiş kendini. Çok yazık.
YanıtlaSilfarkındalık için zaman yok çünkü bence tek sorun bu.Yalnızlıktan çok korkuyoruz oysaki yalnızlık bolca düşündürür
YanıtlaSilAma yalnızlık iyi değildir ki. Düşünsek gene; dostlarla, yakınlarla, güzel insanlarla... Bolca düşünsek.
YanıtlaSil